Hayallere Dokunmak

Sample image

Yirmi yılı aşkın bir süredir, köyüm Kadıovacık’a  gelip giderken, Barbaros’tan geçerken gördüğüm  eski okul binası,

her geçen yıl biraz daha köhnemiş haliyle bile beni büyülemeye devam etmiştir. Muhteşem ama yalnız ve terkedilmiş bu binaya  - hiç yaşanmış bir anım olmamasına rağmen - beni çeken,  sanırım doğmadığım ama hiç kopmadığım ve ait olduğumu bildiğim bu topraklarda yaşanmış tüm acılara, sevinçlere, ayrılıklara, kavuşmalara, savaşa, zafere, doğumlara, ölümlere, yokluğa, yoksulluğa, bilimle tanışmalara, aydınlanmaya, öğrenmeye ve öğretmeye tanıklık etmesiydi. Bu duyguyla binayı görmek bile beni müthiş heyecanlandırıyordu. Binayı restore etmeyi ve burada yaşamayı hep hayal ederdim. Her görüşümde iki duygu arasında gelip giderdim.Daha da köhnemiş halini görünce üzülür fakat bir şeyler yapılmadığına göre ben hayal kurmaya devam edebilirim diyerek, biraz bencilce de olsa sevinirdim.

Yıllar sonra tanıştığım, bu muhteşem binayı birlikte kiraladığımız ve bu binada nikahlandığımız sevgili eşim Batuhan’ın bana söylediği bir sözü vardır: HAYALLERİ OLMAYANIN GERÇEKLERİ OLAMAZ.

Ben hayal ettim ve yaşantım beni Batuhan’a taşıdı. Batuhan’ın sanatçı, ressam, aynı zamanda müzik adamı olması ve gelecek konusunda ortak hayallerimizin olması bizi buralara taşıdı.Hayallerimi hayali yapan sevgili eşime buradan çok teşekkür ediyorum. Şu an bu muhteşem binada yaşıyor, çalışıyor, üretiyor, konuklarımızı ağırlıyor, her gün yeni yeni dostlarla tanışıyor, gelecekte birlikte yapacağımız sanatsal, kültürel ve turizme yönelik faaliyetlerin hayallerini ve programlarını yaparken aynı heyecanları duyuyoruz. Binayı ilk kiraladığımızda açıkçası bazı kaygılarımız vardı. Dışarıdan gelen bizler, bu binada anıları ve yaşanmışlıkları olan köylüler tarafından nasıl karşılanacaktık? Yaşadığımız süreç kaygılarımızın yersiz olduğunu bize gösterdi. Gerek köyde yaşayan, gerekse bu toprakların insanları olmasına rağmen köy dışında yaşayan ve bizim, çoğunu yeni tanıdığımız dostların –dostlar diyorum çünkü ilk görüşümüzde bile bize dost sıcaklığıyla yaklaşan bu kişilerden başka şekilde bahsedemem - ilgisi bizi çok mutlu ediyor. Bu sıcak ilgi bizim doğru yerde doğru zamanda doğru bir işi, doğru kişilerle yaptığımızı bize kanıtlıyor. Dostlarımızın kültür evine ve resimlerimize ilgi göstermeleri, bizi ziyaretlerinde, burada yaşadıkları anılarını tüm içtenlikleriyle anlatmaları, bizi çok mutlu ediyor ve binanın dokusunu, kokusunu daha iyi anlamamıza neden oluyor. Resimlerimize dokunulmasını istediğimiz dostlarımızın elleri resimlerimizde gezinirken gözlerindeki ışıltıyı, hayranlığı ve takdiri görmek de bizi mutlu ediyor.

Ayrıca bütün bir yaz, alın teriyle ürettikleri, yetiştirdikleri ürünlerini cömertçe bizimle paylaşan tüm köylü dostlarımıza da buradan teşekkür ediyoruz.

Biz, kültür ve sanat evinin faaliyetlerini bu bölgenin ihtiyaçlarını göz önüne alarak belirlemek istiyoruz. Bu gün ülkemizin geldiği nokta herkesçe malum. Müthiş bir gerileme içerisindeyiz. İnsanın kendine yabancılaştığı, birey olduğunu unuttuğu, bir robot gibi kendisinden beklenenleri ne yazık ki kendisinin de kanıksadığı bir durumdayız. Sorgulayan, sorgulatan, yaratıcılığı geliştiren bir eğitim modeli olmadığı sürece gelinecek nokta ne yazık ki bu günkü yaşadığımız nokta olacaktır. Bizler bunu hak etmiyoruz. Sanat ve Kültür evimizde yapacağımız sanatsal ve kültürel faaliyetlere göstereceğiniz ilgi ile bu toprakların geleceğini de belirleyecek olan gençliğin, yaşadığı topraklara ve topluma karşı daha sorumlu bir şekilde biçimlenmesine yardımcı olacaktır. İnsanlar aldıkları eğitimle öğretmen, doktor, mühendis, avukat vb meslek sahibi olabilirler. Ya da çiftçi, ev kadını, zanaatkâr olabilirler. Ama her ne işi yaparlarsa yapsınlar, yaptıkları işi en iyi şekilde yapabilmeleri için yaratıcı olmak zorundadırlar. İnsanın yaratıcılığını ise geliştiren tek şey sanattır. İlgilenilen hangi sanat dalı olursa olsun, insanı hem kendine doğru hem de yaşadığı dünyaya karşı uzun bir yolculuğa çıkartır. Ülkemizde ne yazık ki sanat hep belli zümrelerin tekelinde gibi algılanmış ve toplumun büyük çoğunluğu tarafından çok uzak süre dokunulmaz bir olgu olarak algılanmıştır. Resimlerimizin yanında RESİMLERE LÜTFEN DOKUNUNUZ yazısını okuyan ziyaretçilerimizin büyük bir çoğunluğunun, bunu dokunmayın olarak yorumlamaları ve ısrarımıza rağmen çekinerek resimlerimize dokunmaları ve bu duruma şaşırmaları da bunu göstermektedir, Oysa sanat hep yanımızda; doğada ve doğanın bir parçası olan insanda.

Bizim sanat yolculuğumuz bizi Barbaros köyüne getirdi. Yol arkadaşları arıyoruz. Gelin, bize yoldaş olun!  SANATA DOKUNURKEN HAYALLERİNİZE DOKUNUN!   

 

Zeyney-Batuhan BOZKURT